Yapay Zekâ İnsanı Aptallaştırıyor mu?
Yapay Zekâ İnsanı Aptallaştırıyor mu?

Yapay Zekâ İnsanı Aptallaştırıyor mu?

Hard times create strong men.

Strong men create good times.

Good times create weak men.

And weak men create hard times. (Michael Hopf)

Michael Hopf’un analojisi şöyle: Zor zamanlar güçlü insanlar yetiştirir; güçlü insanlar iyi zamanlar yaratır; iyi zamanlar zayıf insanlar yetiştirir; zayıf insanlar da zor zamanlara yol açar. Buradan hareketle şunu sorabiliriz: Acaba yapay zekâ çağı insanların zayıflamasına mı yol açıyor?

İnsanlık, tarih boyunca hayatı kolaylaştırmak için teknoloji geliştirdi. Ağır işleri makinelere devrettik, ulaşımı hızlandırdık, hesaplamaları bilgisayarlara yaptırdık. Bugün ise yapay zekâ (YZ) sayesinde zihinsel faaliyetlerimizin önemli bir bölümünü teknolojiye devrediyoruz.

Eskiden saatlerce araştırarak hazırladığımız raporları dakikalar içinde yazdırabiliyoruz. Öğrenciler, akademisyenler ve birçok meslek mensubu yapay zekâdan yararlanıyor. Üstelik bu artık yalnızca bir tercih değil, rekabet koşullarının dayattığı bir zorunluluk hâline geliyor.

Ancak bu gelişme önemli bir soruyu gündeme getiriyor: İnsanlık, düşünme işini makinelere devrederken kendi düşünme kapasitesini kaybediyor olabilir mi?

İnsan bedeni ve zihni karşılaştığı zorluklara uyum sağlayarak gelişir. Kaslarımızı kullanmadığımızda zayıflarız. Benzer şekilde, hafızamızı kullanmak, problem çözmek ve yoğunlaşarak düşünmek de bilişsel becerilerimizin gelişmesine katkıda bulunur.

Eskiden telefon numaralarını ezberler, yolumuzu bulmak için haritaları inceler, bilgi edinmek için farklı kaynakları karşılaştırırdık. Bugün bunların çoğunu teknolojik araçlar gerçekleştiriyor.

Elbette gereksiz bilgileri ezberlemek zorunda değiliz. Ancak bir beceriyi kullanmaya ihtiyaç duymamak ve gerektiğinde kullanamaz hâle gelmek farklı şeyler.

Yaklaşık 1.000 lise öğrencisiyle gerçekleştirilen bir deneyde, ChatGPT benzeri bir desteğin öğrencilerin matematik problemlerini çözme performansını %48 artırdığı, ancak YZ desteği kaldırıldığında öğrencilerin bağımsız sınav performanslarının hiç YZ kullanmayan gruba göre %17 daha düştüğü bulundu. Buna karşılık doğrudan cevap vermek yerine öğrenciyi yönlendiren özel YZ öğretmeninin, uygulama sırasındaki başarıyı %127 artırırken bağımsız sınavda aynı olumsuz etkiye yol açmadığı saptandı (https://doi.org/10.1073/pnas.2422633122).

Bir başka deneyde, 120 üniversite öğrencisi iki gruba ayrıldı. Öğrenmeden 45 gün sonra yapılan habersiz sınavda ChatGPT kullananlar %58, geleneksel yöntemlerle çalışanlar ise %69 başarı gösterdi (https://doi.org/10.1016/j.ssaho.2025.102287).

Bu araştırmalar YZ’nin insan zekâsını genel olarak gerilettiğini kanıtlamıyor. Ancak önemli bir tehlikeye işaret ediyor: Bir problemi yapay zekâ yardımıyla çözebilmek, o problemi bağımsız olarak çözmeyi öğrenmek anlamına gelmiyor.

OECD’nin PISA 2022 araştırmasında da dijital araçları okulda eğitim amacıyla günde bir saate kadar kullanan öğrenciler, hiç kullanmayanlardan ortalama 24 puan daha yüksek matematik başarısı gösterdi. Buna karşılık öğrencilerin yaklaşık %30’u matematik derslerinde dijital araçlar nedeniyle dikkatlerinin dağıldığını bildirdi (https://www.oecd.org/en/publications/pisa-2022-results-volume-ii_a97db61c-en.html).

Bu araştırmalar teknolojinin ölçülü ve amaca uygun kullanılmasının önemini gösteriyor.

Yazının hafızayı, hesap makinelerinin ise matematik becerilerini zayıflatacağı yönünde geçmişte de kaygılar dile getirildi. Ancak şu bir gerçek ki yeni teknolojiler, yeni düşünme ve üretim biçimlerini mümkün kılmaktadır.

YZ çağında bilgi ezberlemek yerine doğru sorular sormak, kaynakları değerlendirmek ve karmaşık problemleri çözmek daha önemli hâle gelebilir.

Fakat temel bilgi olmadan eleştirel düşünmek de zordur. Bir konuyu yeterince bilmeyen kişi, yapay zekânın yanlış cevaplarını nasıl fark edecek?

Geleceğin insanı yalnızca bilgiye ulaşabilen değil, bilgiyi anlayan, sorgulayan ve bağımsız karar verebilen biri olmalıdır.

Michael Hopf’un meşhur sözü çarpıcı bir metafor olmakla birlikte kanıtlanmış bir tarih yasası değil. Savaşlar ve yoksulluk her zaman güçlü insanlar yetiştirmez. Diğer taraftan, refah ve güvenlik, bilimsel ve kültürel ilerlemeyi mümkün kılabilir.

Dolayısıyla sorun, iyi zamanların varlığı değil; iyi zamanlarda insanı geliştirecek çabaların ve sorumlulukların nasıl korunacağıdır.

Geçmişte insanlar birçok zorluğa mecburen katlanıyordu. Günümüzde ise gelişmemizi sağlayacak bazı zorlukları bilinçli olarak seçmemiz gerekiyor.

Fiziksel çalışma ihtiyacımız azaldıkça spor yapıyoruz. Kaslarımızı geliştirmek için ağırlık kaldırıyoruz, koşuyoruz, yüzüyoruz. Teknolojinin azalttığı bedensel çabayı, sağlığımız için kontrollü bir biçimde hayatımıza geri kazandırıyoruz.

Zihnimiz için de benzer bir yaklaşım geliştirebiliriz. Bir problemi YZ’ye sormadan önce kendimiz çözmeye çalışabilir, bir makaleyi özetletmeden önce okuyabilir, bir metin yazdırmadan önce düşüncelerimizi oluşturabiliriz.

Yapay zekâdan doğrudan cevap istemek yerine, “Bana çözümü söylemeden yol göster” veya “Düşüncemin zayıf noktalarını göster” diyebiliriz.

Böylece YZ, düşünmenin yerine geçen değil, düşünmeyi derinleştiren bir araca dönüşebilir.

YZ çağında kusursuz bir ödev hazırlamak, konunun gerçekten öğrenildiğini göstermiyor. Eğitim kurumları yalnızca ortaya çıkan ürünü değil, öğrenme sürecini de değerlendirmelidir.

Bu süreçte sözlü sınavlar, tartışmalar, bağımsız problem çözme ve öğrencinin düşünce sürecini açıklaması yeniden önem kazanıyor.

Yapay zekâ sayesinde beş saatte yaptığımız işi bir saatte tamamlıyorsak, kazandığımız zamanı yalnızca daha fazla çalışmak için mi kullanacağız? Yoksa öğrenmeye, araştırmaya, sanata, spora ve topluma katkıya da ayırabilecek miyiz?

Hopf’un sözünü ettiği döngüyü kırmak mümkün. Güçlü insanların oluşturduğu iyi şartlar sayesinde daha güçlü, bilgili ve sorumlu nesiller yetiştirebiliriz. Bunun yolu bilinçli eğitim, gönüllü çaba ve teknolojiyi insan gelişiminin hizmetine sunmaktan geçiyor. Mesele, makinelerin ne kadar akıllı hâle geldiği değil, onların yardımıyla insanların ne kadar gelişebildiğidir. Teknolojiyi kullanırken bağımsız düşünme becerisini korumayı da öğretmeliyiz.