Academic Solidarity e.V.
Türkiye’de Gasp Edilen 15 Vakıf Üniversitesi

Türkiye’de Gasp Edilen 15 Vakıf Üniversitesi

[vc_row][vc_column][featurebox heading=”” button_text=”PDF” button_url=”https://academicsolidarity.com/wp-content/uploads/2019/08/4-Vakıf-Üniversiteleri-Genel-Raporu.pdf”]Türkiye’de Gasp Edilen 15 Vakıf Üniversitesi

Özet

Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi başlayan garip “darbe teşebbüsü” sonrası bir rejim değişikliği yaşadı. Yaklaşık beş yıl öncesinden başlayan otoriterleşme bu “garip darbe girişimi” sonrasında Olağanüstü Hal (OHAL) Rejminine evrildi. OHAL Rejimi, Hükümete Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile olağanüstü yetkiler veriyordu ancak Hükümet bütün teamülleri ve Anayasa’yı da çiğneyerek bu yetkisini sınırsız şekilde kullandı. 23 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 667 nolu Olağanüstü Hal Kararnamesi (KHK) ile 15 Vakıf Üniversitesi kapatıldı. Kapatılan üniversitelerin bütün çalışanları işsiz kaldılar ve gittikçe hızlanan cadı avının hedefi oldular. KHK ile üniversitelerin kurucu vakıfları ve tüzel kişilikleri yok edildi. 15 Temmuz öncesinden başlayan süreçle kurucularının çoğu hapsedildi ve mal varlıklarına el konuldu. Bu üniversitelerin taşınır, taşınmaz bütün varlıkları ve çalışanlarının hakları da gasp edildi. Bu üniversitelerde çalışan 2808 akademik personel ve onbinin üzerinde idari personelin kamu kurumlarında çalışması yasaklandı, sigorta kayıtlarında fişlendikleri için özel sektörde de iş bulamadılar. Kendilerine bütün hak arama yolları KHK ile kapatıldığı gibi doğrudan suçlu ilan edilerek binlercesi gözaltına alındı, tutuklandı ve hapis cezalarına mahkum edildiler. Bu üniversitelerde okuyan 64.533 öğrenci eğitim için başka üniversitelere yerleşmeye çalıştı, bir çoğu eğitimine ara verdi veya başka alanlarda eğitim almak zorunda kaldı. İki yıl süren OHAL Rejimi kalıcı hale getirilerek kağıt üzerinde sonlandırıldığı için halen bu üniversiteler ve çalışanları için düzelen birşey olmadı. Herkes hukukun geri dönmesini ve gaspedilen haklarının iadesini bekliyor.

15 Temmuz Sonrasına Genel Bakış

Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da yaşanan ve “Askeri Darbe Girişimi” olarak sunulan olayların, gerçekte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, diktatöryal cumhurbaşkanlığını güvence altına almak için, üst düzey askerler ve istihbarat birimleri ile ortaklaşa düzenlenmiş bir sahte bayrak operasyonu olduğu bir çok araştırmayla ortaya çıktı.[1] İktidar bu “sahte darbe girişimi” ile bütün muhalifleri baskılamayı hedefliyordu.[2] Bu “garip” Darbe Girişimi’nden hemen sonra Türk Hükümeti Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etti, terör örgütü olmakla suçladığı ve “Darbe Girişimi”nden sorumlu tuttuğu Gülen Hareketi’ne (Hizmet Hareketi) açıkça savaş ilan etti. Zaten OHAL ilan edilmeden aylar önce Gülen Hareketine karşı yoğun gözaltılar ve tutuklamalar başlamıştı. Darbe iddiasından önceki süreç ve “darbe girişimi” sonrası uygulamalar bu teşebbüsün ısmarlama bir “sahte bayrak operasyonu” olduğunu teyid etmektedir. Şimdiye kadar Türk hükümeti, Gülen Hareketi’nin “Darbe Girişimi”nin planlayıcısı, beyni veya katılımcısı olduğunu kanıtlayan ikna edici ve sağlam kanıtlar sunamadı. Bu konunun araştırmasını da kesin şekilde engelledi ve engellemeye devam ediyor. Bu rapor, OHAL ilanıyla ilk etapta yasadışı yollarla el konulan on beş vakıf üniversitesinin, bu üniversitelerde çalışan akademisyenlerinin ve öğrencilerinin yaşadıklarının bir özetidir.

Üniversitelerin Kapatılmasına Giden Yol

Aralık 2013’de ortaya çıkmasıyla Türkiye’yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet skandalından hemen sonra Gülen Hareketi’ne yakın oldukları iddiası ile bazı vakıf üniversiteleri üzerinde yoğun baskı oluşturuldu ve bu kurumları kapatmak için kampanyalar yapıldı. Bazı politikacılar, hakimler/savcılar, üniversite yöneticileri, medya çalışanları ve mahalli idareciler iktidar partisine ve Erdoğan’a yaranmak için bu kampanyada yer aldılar. 2014 yılı başından kapatılmalarına kadar geçen ikibuçuk yıllık sürede bu üniversitelere karşı hukuka ve vicdana aykırı çok sayıda engellemeler yapıldı ve akıl almaz iftiralar atıldı. Bu üniversitelerde eğitim engellenmeye çalışıldı ve bazılarında durduruldu. Örnek olarak Süleyman Şah Üniversitesinin İstanbul Tuzla’da yeni yapılan modern kampüs binası iktidar partili belediye tarafından mühürlendi ve bu binada eğitim verilmesi engellendi.[3]

Benzeri uygulamalar hükümetin kontrol ettiği birçok devlet kurumu tarafından hedef alınan bütün vakıf üniversitelerine karşı yapıldı. Hükümet yanlısı medyada bu üniversiteler devamlı karalandı ve hedef gösterildi.[4] R. T. Erdoğan, ailelerden çocuklarını bu okullardan almasını istedi ve bunu devlet destekli bir kampanyaya dönüştürdü.[5],[6] İlerleyen zamanda anlaşılan Erdoğan ve ekibi bu kampanyalarla istedikleri sonuca tam olarak ulaşamadılar, üniversiteler açık kalmaya ve cazibe merkezi olmaya devam ediyordu. Bu nedenle hedef alınan üniversiteleri ve diğer kurumları kapatabilmek için daha fazla hukuksuzluk yapmaya giriştiler.

Mayıs 2015’de Konya’da yapılan bir soruşturmada Mevlana Üniversitesinin eski Rektörü ve bazı çalışanları gözaltına alındı ve bazıları tutuklandı.[7] Mevlana Üniversitesi’nin yıllar önce ruhsatlandırılan hastane inşaatı belediye tarafından engellendi.[8] 11 Aralık 2015 tarihinde Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) eğitim vermedikeri iddiasıyla bazı vakıf üniversite hastanelerini kapatma kararı verdi ve ruhstalarını iptal etti. Bu bağlamda İzmir’de hizmet veren Şifa Üniversitesinin 11 hastanesi kapatıldı. YÖK, bu garip kararı polis aracılığıyla üniversite hastanelerine tebliğ ettirdi ve hastaneleri polis zoruyla kapattı.[9] 24 Aralık 2015 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu tek taraflı olarak Ankara, İstanbul ve İzmir’de hizmet veren 21 vakıf üniversite hastanesinin sözleşmelerini ve bu hastanelerden hizmet alan hastaların ödemelerini yapmama kararı aldı. Bu hastaneler arasında Ankara’da Turgut Özal Üniversitesi Hastaneleri, İstanbul Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Konya Mevlana Üniversitesi Vakıf Hastanesi de vardı. Bu ambargo ile çok sayıda vakıf üniversite hastanesi hizmet veremez duruma geldi ve kapandı.[10],[11] Kısa zaman sonra İzmir’de Şifa Üniversitesi Rektörü ve bazı idarecileri gözaltına alındılar. Gözaltına alınanlardan Rektör ve bazı akademisyenler tutuklandılar.[12]

15 Temmuz öncesinde bu üniversitelere yargı eliyle el konulmaya çalışıldı, mütevelli heyetleri, rektörler ve bazı idarecileri görevden alındı. 04 Temmuz 2016’da, hükümet yanlısı bir gazete bugüne kadar sekiz üniversitenin Mütevelli Heyeti’nin görevden alındığını ve diğer sekizinin de yolda olduğunu yazdı. Bu üniversiteler; İstanbul Fatih Üniversitesi, Konya Mevlana Üniversitesi, Kayseri Melikşah Üniversitesi, Samsun Canik Başarı Üniversitesi, Ankara’da İpek ve Turgut Özal Üniversiteleri ile İzmir Şifa Üniversitesi ve Gaziantep Zirve Üniversitesi idi.[13] Ancak kayyım atanan üniversiteler bu sayılanlarla sınırlı değildi. 05 Haziran 2016’da Bursa Orhangazi Üniversitesine, 15 Haziran 2016 tarihinde ise Diyarbakır’da hizmet veren Selahattin Eyyübi Üniversitesine kayyım atandığı haberleri medyada yer aldı.[14][15] Kısaca Hükümet, 15 Temmuz tarihindeki sözde “darbe girişiminden” önce zaten bu üniversiteleri ele geçirmek yada yok etmek için harekete geçmişti.[16],[17]

15 Temmuz 2016’dan sadece iki ay önce, Erdoğan’ın başkanlık ettiği 26.05.2016 tarihli Milli Güvenlik Konseyi toplantısında; “Gülen Hareketi’nin paralel devlet yapısı ve terör örgütü” olduğu iddiası devletin resmi görüşü haline getirildi ve bu kamuoyuna ilan edildi. 15 Temmuz’un hemen arkasından, hiç bir kanunsuz eylemi olmayan ve terörü çağrıştıracak hiçbir kanıt olmaksızın binlerce kuruma Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğu iddiası ile el kondu ve kapatıldı.

Kanun Hükmünde Kararnamelerle Gasp Edilen Kurumlar

23 Temmuz 2016 tarih ve 667 nolu OHAL Kararnamesi ile; 15 Vakıf Üniversitesi, 35 özel sağlık kurumu (hastane, ayakta tedavi kliniği vb.), 1043 özel eğitim kurumu ve yurt, 1229 vakıf ve dernek, 19 sendika ve sendika konfederasyonu, “Gülen Hareketi’ne bağlı terörist organizasyonlar” oldukları iddiasıyla, Anayasa ve hukuka aykırı bir şekilde kapatıldı ve bütün varlıkları gasp edildi.[18] Yapılan suçlama; bu üniversitelerin tanınmış bir kanaat önderi olan Fethullah Gülen’in düşüncelerinden ve öğretilerinden ilham alınarak hayata geçirilmiş olmasıydı.

Kapatılan üniversiteler; uluslararası yükseköğretim standartlarına uygun binalara, fiziksel altyapıya ve öğretim kadrolarına sahiptiler. Bunun yanında kapsayıcı misyonları ve vizyonları ile oldukça başarılı yüksek öğrenim kurumlarıydı. Türkiye’de vakıflara üniversite kurma hakkı verildikten sonraki yıllar içinde bu üniversitelerin tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen birer kuruluş yasası ile kuruldular ve her yıl YÖK de dahil olmak üzere ilgili yasal kuruluşlar tarafından denetlendiler. Akademik ve sosyal alanlardaki başarılarından ve kanunlara uymadaki hassasiyetlerinden dolayı çok sayıda ödül kazandılar. Hükümetin bu üniversiteleri kapatma gerekçesi “güvenlik ve terörizmin önlenmesi”ydi, ancak bu kurumlarda bir terör olayı ve güvenlikle ilgili hiçbir problem yaşanmamıştı. KHK ile kapatılan bu vakıfların bütün varlıkları, Vakıflar Genel Müdürlüğüne, şirketlerin mal varlıkları ise Maliye Bakanlığına bedelsiz olarak verildi. Kapatılan yükseköğretim kurumlarının tüm mülkleri, sağlık altyapıları ve araştırma merkezleri, devlet hazinesine ücretsiz olarak tahsis edildi.

Kapatılan üniversitelerin listesi: [19],[20]

1. Fatih Üniversitesi (İstanbul, Türkiye)

2. Mevlana Üniversitesi (Konya, Türkiye)

3. İpek Üniversitesi (Ankara, Türkiye)

4. Bursa Orhangazi Üniversitesi (Bursa, Türkiye)

5. Canik Basari Üniversitesi (Samsun, Türkiye)

6. Selahaddin Eyyubi Üniversitesi (Diyarbakır, Türkiye)

7. Meliksah Üniversitesi (Kayseri, Türkiye)

8. Şifa Üniversitesi (İzmir, Türkiye)

9. Turgut Özal Üniversitesi (Ankara, Türkiye)

10. Zirve Üniversitesi (Gaziantep, Türkiye)

11. Gediz Üniversitesi (İzmir, Türkiye)

12. Süleyman Sah Üniversitesi (İstanbul, Türkiye)

13. Murat Hüdavendigar Üniversitesi (İstanbul, Türkiye)

14. İzmir Üniversitesi (İzmir, Türkiye)

15. Kanuni Üniversitesi (Adana, Türkiye)

Akademik İşten Çıkarmalar: Mağdur Olan Akademisyenler, Aileler ve Öğrenciler

YÖK’ün açıklamasına göre, iki yıllık OHAL döneminde çıkarılan KHK’lar ile devlet üniversitelerinden 6.021 akademisyen ve vakıf üniversitelerinden 2808 akademisyen kovuldu ve işsiz bırakıldı. Ayrıca, bu akademisyenlerden binlercesi gözaltına alındı, tutuklandı ve birçoğu uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. Üniversitelerin devir alınma işlemleri sırasında, akademisyenlerin odaları polis tarafından basıldı; birçok üniversitede akademisyenlerin diploma ve sertifikalarını da içeren kişisel eşyalarına el konuldu. Ayrıca, bu üniversitelerin kapatılmasından sonra, akademisyenlerin mevcut alacakları ve kanuni tazminatları ödenmedi. Bu kişilerin tümü resmi kayıtlarda fişlendiler. Devlet kurumlarinda çalışmalarına izin verilmed. Hükümet bütün özel sektör üzerinde güçlü ve yasadışı bir baskı uygulayarak fişlediği bu kişilerin yeni bir işe girmelerini engellemeye çalıştı ve onları açlıktan mahkum etti. [21],[22]

Üniversitelerden ve diğer kamu kurumlarından uzaklaştırmalar yapılan kanun değişikliği ile OHAL sonrasında da devam etmektedir. Darbe iddiasından beri geçen üç yıl zarfında işinden uzaklaştırılan kişilerden bazıları; tutuklanma korkusu, geçim endişesi ve güvenlik gerekçesi ile ülkeyi terk etti, bazıları ülkeden kaçmaya çalışırken yakalandı ve hapsedildi.[23] Devlet Üniversitelerinde çalışırken atilan veya bir nedenle haklarında soruşturma açılan bu insanlarin pasaportları iptal edildiği için yasal yoldan ülkeden cikmalari mümkün degildi. Farklı şekillerde yaklaşık 200.000 kişinin pasaportu iptal edildi.[24]

Kapalıtılan üniversitelerde toplam 64.533 öğrenci okulsuz kaldı. YÖK çelişkili açıklamaları ve uygulamalarıyla öğrencileri mağdur etti. Başlangıçta öğrencilerin garantör üniversitelerde aynı bölümlere transfer edileceğini açıklandı. Ancak bu plan derslik ve akademisyen eksikliği iddialarıyla tam olarak gerçekleştirilemedi. Daha sonra da bu öğrencilere yeniden üniversite sınav sonucuna göre yerleştirme yapılacağı açıklandı. Öğrenciler kendi talepleri dikkate alınmaksızın diğer üniversiteler arasında dağıtıldılar. Daha önce burs alan öğrenciler burslarını kaybettiler ve önceden ödedikleri eğitim paraları iade edilmedi. Öğrenciler çeşitli sosyal medya ortamlarında seslerini duyurmaya çalıştılar ancak şikayetlerini pek kimse dikkate almadı.[25] Sonuçta binlerce öğrenci eğitimini yarıda bıraktı. Çok sayıda uluslararası öğrenci eğitimlerini tamamlamadan Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrıca, öğrenci liderlerinin ve öğrenci kulüplerinin başkanlarının birçoğu terör örgütü üyesi olmakla suçlandı ve bazıları tutuklandı.[26]

Kapatılan Üniversitelerin Rektörleri ve çok sayıda akademisyeni tutuklandı ve hapsedildi. Aşağıda birkaç örnek verilmiştir:

Kapatılan vakıf üniversitelerinin bütün kurucuları ve yöneticileri hakkında çeşitli davalar açıldi, bir çoğu tutuklanıp hapsedildi. Canik Başarı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Pekdemir 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Benzer şekilde, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulkadir Şengün 8 yıl 1 ay, Bursa Orhan Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Ileri 6 yıl 3 ay, Kanuni Üniversitesi Rektörü Prof. Osman Serindağ 6 yıl 3 ay, Melikşah Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Dursun Mat 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve şu anda cezaevlerinde tutulmaktadırlar. Rektörlerin dışında bu universitelerde görev yapan diğer akademik veya idari personel de onlarca yıl hapis cezasına çarptırıldı. Örnek olarak Melikşah Üniversiteleri Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Şen, “terör örgütleri ile bağlantısı var” suçlamasıyla 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. [27],[28],[29],[30],[31],[32],[33],[34],[35],[36],[37],[38],[39] Sadece üniversitede akademisyen olan ve öğrencilere eğitim veren Canik Başarı Üniversitesi çalışanlarından 48 kişiye iki farklı davada toplam 2781 ay 19 gün (231 yıl 8 ay 19 gün) hapis cezası verildi.[40]

Akademik Özgürlük ve Zorunlu Göç

Erdoğan Rejimi kendine bağladığı yargıyı kullanarak ifade özgürlüğünu engellemekte ve şiddet içermeyen faaliyetleri terör faaliyeti olarak gösterip muhaliflerini cezalandırmaktadır. Defalarca yeniden düzenlenen terörle mücadele yasasını çarpıtarak kendi istedikleri gibi yorumlamaktadırlar. İnsan hakları izleme örgütlerinin raporlarına göre, Türkiye’deki terörizm suçlamaları ve diğer siyasi davalardaki yargılamaların büyük çoğunluğu somut delil olmadan yasa ve anayasaya aykırı olarak yapılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, OHAL döneminde Hükümetin uygulamaya koyduğu KHK’ların Anayasaya aykırılık yönünden incelenemeyeceğine karara baglayıp Erdoğan Hükümetinin yaptığı bütün kanunsuzlukları onayladı.[41] Hükümet, hiçbir hukuki dayanağı olmayan bu kitlesel işten çıkarmalarla ilgili uluslararası çevrelerden gelen tepkiler nedeniyle, KHK’lardaki kararlara itirazları değerlendirmek üzere 2017 yilinin ocak ayinda geçici bir komisyon kurdu. Ancak bu komisyon halihazırda Hükümetin bir parçasıdır ve Hükümete bağlı olarak çalışmaktadır. İşten atılanlar kişisel olarak, kapatılan üniversiteler ise kurumsal olarak bu komisyona başvurabilmektedirler. Dolayısıyla kapatılan üniversitelerde işini kaybeden akademisyenlerin ve diğer çalışanların bu komisyona başvurma hakları yoktur. Sadece bu üniversitelerin Mütevelli Heyetleri veya yöneticileri başvuruda bulunabildiler. Erdoğan Rejimi bu komisyonun mağduriyetleri sona erdirdiğini iddia etmektedir ancak İnsan hakları örgütleri ve muhalefet partileri komisyonun adil davranmadığını, çok geç karar verdiğini ve genellikle Hükümet’in uygulamalarını onaylamanın ötesine geçmediğini ifade etmektedirler.[42] Aradan geçen iki yılı aşkın süreye rağmen başvuruların çoğuna henüz bir cevap verilmedi.

Üniversitelerin kapanması ve diğer uygulamalarla sadece akademisyenler etkilenmedi, birçoğunun aile üyeleri de işlerinden çıkarıldı ve kamuda çalışmaları engellendi. Devletin bütün organlarının oluşturduğu baskı ve korku atmosferinden dolayı bu kişilerin yakınlarına bile özel sektörde iş verilmemektedir. Uluslararası akademik yardım kuruluşları, son üç yılda Türkiye’den kendilerine yardım amaçlı başvuru sayısının oldukça yüksek olduğunu bildirdiler. Verilere göre bu yardım kuruluşlarına daha önce başvuranların çoğunluğu Suriye vatandaşı iken son dönemlerde başvuranların yarıya yakını Türkiye vatandaşlarıdır.

Değerlendirme

15 Temmuz 2016’da yaşanan ve “Askeri Darbe Girişimi” olduğu iddia edilen olaydan yaklaşık üç yıl geride kalmasina rağmen darbenin lideri ve darbe planı bulunamadı. Soruşturma sırasında, hiç kimse Askeri Darbe Planı veya Darbenin Liderliği hakkında hiçbir kanıt göstermedi, hatta hükümet ve mahkemeler bunların ortaya çıkmasını özellikle engellediler. Yaşanan işten çıkarmalar ve mülkiyet gaspları; terör suçlamalarınının ve darbe girişimiyle ilgili oldukları iddialarının tamamen karalama amaçlı olduğunu göstermektedir. Sözde “Darbe Girişimin’den” sonra, akademisyenlerin görevden alınması, “darbe girişimi ile bağlantılı oldukları” iddialarına dayanıyordu. Ancak mahkeme safhasında, yalnızca Gülen Hareketi’ne üye olmakla suçlandılar ve cezalandırıldılar.

Kapatılan üniversiteleri kuran girişimciler ve hayırseverler de Gülen Hareketi’nin bir parçası olmakla suçlandılar. Ancak hukuken böyle bir suç mevcut değildir. Erdoğan Hükümeti ve ortakları terör örgütü ilan ettikleri bir hareketin “ne zamandan beri terör örgütü olduğu” gibi temel sorulara da cevap vermeyerek keyfi uygulamalara devam ettiler. Türkiyedeki yargılamalarda “terör örgütü üyeliğinin delili” bazen “bir gizli tanığın tahmini”, bazen “bir bankaya para yatırma” ve bazen de “çocuğunun okuduğu bir okul” oldu. Bu uygulamalar da tamamen kişiye göre değişiklik gösterdiği için hukuken hiçbir değer taşımamaktadırlar. Erdogan Hükümeti birini suçlu ilan etmek istiyorsa; tamamen yasal olan bu üniversitelerde ders vermek veya evinde yasal bazı yayıncılar tarafından yayınlanan kitapları bulundurmak terör örgütü üyeliğinin delilleri olabilmektedir.

Sonuç Olarak:

•Erdoğan Rejimi “darbe girişimi”ni bir arac olarak kullandı ve Gülen Hareketi ile bağlantılı olduğunu iddia ettiği saygın 15 Vakıf Üniversitesini kapattı. Kanıtlar Hükümetin bu üniversiteleri kapatmasının gerçek nedeninin politik düşmanlık olduğunu göstermektedir. Hükümetin iddiaları güvenliğin sağlanması ve terörün önlenmesi olmasına rağmen, bu üniversitelerden hiç birinin terör ve güvenlik ile ilgili bir soruşturması ve vakası yoktu.

•Türkiye’nin de kabul ettiği ve uygulama sözü verdiği uluslararası anlaşmalar; mülk edinme, girişimcilik, örgütlenme, eğitim ve bireylerin ifade özgürlüğü gibi temel evrensel hakları garanti altına almaktadır. Üniversitelerin kapatılması ve malvarlıklarının gasp edilmesi, temel evrensel hakların açık bir ihlali oldugundan bu kararnameler derhal iptal edilmelidir.

•Kapatılan üniversitelerin tamamen yasal yollarla kurulmuş kurumlardır. Erdogan Hükümeti, bu 15 üniversite ile ilgili kurumsal ve bireysel mülkleri, tüzel kişilikleri ve diğer tüm hakları geri vermeli ve yapılan suçlamaları iptal etmelidir.

• Akademik özgürlükler ve ifade özgürlüğü İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Türkiye’nin de desteklediği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunmaktadır. Türkiye, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 2015 tarihindeki Küresel Gözden Geçirme sürecinde bireysel ve örgütsel özgürlük standartlarını iyileştirme sözü vermesine rağmen geçen zaman içinde daha kötü uygulamalara imza attı.

•Terörle ve terörizmle hiçbir ilişkisi olmayan akademisyenlere ve diğer kişilere yönelik kabul edilebilir hiçbir kanıt olmadan sürdürülen tüm faaliyetler durdurulmalıdır. Benzer iddialarla tutuklanan herkes serbest bırakılmalıdır. Bu kişilerin yargılamaları açık ve evrensel standartlarda olmalıdır.

  1. https://en.wikipedia.org/wiki/False_flag
  2. https://stockholmcf.org/15-july-erdogans-coup/
  3. https://www.bolgegundem.com/tuzla-suleyman-sah-universitesinin-isletmeleri-muhurlendi-19121h.htm
  4. https://www.samsungazetesi.com/samsun-haber/canik-basari-universitesi-o-haberi-yalanladi-h541299.html
  5. https://www.star.com.tr/politika/birakin-o-dershaneleri-haber-849460/
  6. http://www.sivaspostasi.com.tr/haber/basbakan_erdogan_uyardi_cemaat_okullarini_birakin-2659.html
  7. https://www.haberler.com/paralel-yapi-operasyonu-prof-dr-bahattin-adam-ve-7338596-haberi/
  8. https://www.pusulahaber.com.tr/torunun-fendi-fetoyu-yendi-476408h.htm
  9. https://www.haberler.com/izmir-sifa-universitesi-nin-tip-merkezlerinin-7963912-haberi/
  10. https://www.medimagazin.com.tr/ozel-saglik/sgk/tr-sgk-10-tanesi-izmirdeki-21-hastane-ile-sozlesmesini-feshetti-9-674-68402.html
  11. https://www.haberler.com/sgk-sozlesmeyi-tek-tarafli-iptal-etti-hastalar-8022692-haberi/
  12. http://www.aljazeera.com.tr/haber/sifa-universitesi-rektoru-tutuklandi
  13. https://www.sabah.com.tr/gundem/2016/07/04/8-universite-400-okula-kayyum-atandi
  14. https://www.yenisafak.com/gundem/feto-vakfina-kayyum-2476038
  15. https://www.sabah.com.tr/gundem/2016/06/15/selahaddin-eyyubi-universitesine-kayyum-atandi
  16. https://www.ntv.com.tr/turkiye/fatih-universitesine-kayyum-atandi,KfhO-ABUE0KHbzKBrB3lnw
  17. https://www.cnnturk.com/turkiye/mevlana-universitesinin-bagli-oldugu-vakfa-kayyum-atandi
  18. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/07/20160723-8.htm
  19. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15-universite-muhurlendi-40165975
  20. https://bianet.org/bianet/print/177442-sayilarla-kapatilan-universiteler
  21. https://turkeypurge.com/academics-sacked-from-positions-2
  22. https://www.hrw.org/tr/news/2018/05/14/317832
  23. https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/sinirda-yakalanan-fetocu-bashekime-15-yil-6-ay-hapis-/1241890
  24. https://www.politico.eu/article/turkey-failed-coup-purge-scholars-loses-its-brains/
  25. http://platform24.org/haber-arastirma/1686/universitesi-kapatilan-ogrenciler-kaygili
  26. https://www.thecable.ng/turkey-arrests-50-nigerian-students-failed-coup
  27. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/282021/_Paralel_yapi__operasyonunda_eski_rektor_de_gozaltinda.html
  28. https://bianet.org/bianet/hukuk/192792-kapatilan-fatih-universitesi-calisanlari-icin-gozalti-karari
  29. https://www.memurlar.net/haber/647190/mevlana-universitesi-calisanlarindan-30-kisi-gozaltina-alindi.html
  30. http://fetogercekleri.com/fetode-bugun/selahaddin-eyyubi-universitesi-calisanlarina-operasyon/
  31. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38376457
  32. https://www.haberler.com/feto-nun-universitesine-yonelik-dava-10459527-haberi/
  33. http://www.milliyet.com.tr/kapatilan-canik-basari-universitesi-samsun-yerelhaber-2591661/
  34. http://www.milliyet.com.tr/turgut-ozal-universitesi-eski-gundem-2577083/
  35. https://www.sondakika.com/recep-ileri/
  36. https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/05/31/feto-sanigi-eski-rektore-hapis-cezasi
  37. https://www.haberturk.com/yerel-haberler/59505910-fetoden-kapatilan-meliksah-universitesi-davasinda-karar
  38. https://t24.com.tr/haber/eski-dekana-fetoden-12-yil-hapis-cezasi,732313
  39. https://www.turkishminute.com/2017/12/27/detention-warrants-issued-for-171-fatih-university-staff-members-academics/
  40. http://www.milliyet.com.tr/kapatilan-canik-basari-universitesi-samsun-yerelhaber-2591661/
  41. https://www.trthaber.com/haber/gundem/anayasa-mahkemesi-ohal-kanunlarinin-iptal-basvurularini-reddetti-372645.html
  42. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-44799489

[/featurebox][/vc_column][/vc_row]